Kalp her atışında kanı vücuda göndermek için damarlara pompalar. Bu sırada kan, damar duvarlarına belirli bir basınç uygular. Bu basınca tansiyon denir. Sağlıklı kişilerde damarlar esnek yapıdadır ve kalpten gelen basıncı rahatlıkla karşılayabilir. Böylece kalp, kanı vücuda dağıtmak için aşırı bir efor harcamak zorunda kalmaz.
Ancak zamanla bazı faktörler damar yapısını olumsuz etkileyebilir. Aşırı tuz tüketimi, kilo artışı, hareketsiz yaşam, kronik stres ve genetik yatkınlık damarların daralmasına veya sertleşmesine yol açabilir. Damarlar esnekliğini kaybettikçe, içlerinden geçen kanın karşılaştığı direnç artar. Bu durumda kalp, aynı miktarda kanı pompalayabilmek için daha fazla güç kullanmak zorunda kalır ve tansiyon yükselir.
Yüksek tansiyon genellikle uzun süre belirti vermeden ilerler. Ancak kontrol altına alınmadığında yıllar içinde kalp kasını zorlar, beyin damarlarını etkiler, böbreklerin süzme kapasitesini bozar ve göz damarlarını hasara yol açabilir. Bu nedenle tansiyonun neden yükseldiğini anlamak ve erken dönemde kontrol altına almak, ciddi organ hasarlarını önlemenin en önemli adımlarından biridir.
Hipertansiyon Nedir?
Hipertansiyon, kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde seyretmesidir. Genel olarak, büyük tansiyonun 140 mmHg ve üzerinde, küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olması yüksek tansiyon olarak kabul edilir. Normal tansiyon değerleri 120/80 mmHg veya altındaki değerlerdir. Hipertansiyon çoğu zaman yavaş gelişen bir hastalıktır.
Hipertansiyon Neden Önemlidir?
Hipertansiyon zamanla kalp kasının kalınlaşmasına, damarların sertleşmesine ve organların yeterli kan alamamasına yol açabilir. Uzun süre kontrolsüz kalan yüksek tansiyon; kalp krizi, felç (inme), kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve görme problemleri riskini belirgin şekilde artırır. Çoğu hasta kendini iyi hissettiği için tansiyonun zararlı etkileri fark edilmeden ilerleyebilir.
Hipertansiyon Neden Olur?
Hipertansiyon, nedenine göre iki ana gruba ayrılır. Bunlar primer (esansiyel) hipertansiyon ve sekonder hipertansiyondur.
Primer (Esansiyel) Hipertansiyon
Hipertansiyon hastalarının büyük çoğunluğunda (%90-95) görülen tip primer hipertansiyondur. Bu grupta tansiyon yüksekliğine yol açan tek bir nedenden ziyade birçok faktör vardır. Tansiyon, yıllar içinde yavaş yavaş yükselir.
Primer hipertansiyonun gelişiminde genetik yatkınlık, yaşla birlikte damarların esnekliğinin azalması, aşırı tuz tüketimi, kilo artışı, hareketsiz yaşam ve kronik stres gibi faktörler birlikte rol oynar. Bu nedenle primer hipertansiyon genellikle uzun süre fark edilmeden ilerler.
Sekonder Hipertansiyon
Sekonder hipertansiyon, tansiyon yüksekliğinin altta yatan belirli bir nedene bağlı olduğu durumları ifade eder. Bu neden ortadan kaldırıldığında veya tedavi edildiğinde tansiyon da düzelebilir.
En sık nedenler arasında böbrek hastalıkları, böbrek damar darlıkları, bazı hormonal bozukluklar (örneğin böbrek üstü bezine ait hastalıklar), uyku apnesi ve bazı ilaçlar yer alır. Sekonder hipertansiyon genellikle daha genç yaşta ortaya çıkar, ani başlar veya tedaviye dirençli seyreder.
Bu nedenle tansiyonu genç yaşta yükselen, çok yüksek seyreden veya standart tedavilere yanıt vermeyen hastalarda altta yatan nedenlerin araştırılması önemlidir.
Hipertansiyon Risk Faktörleri Nelerdir?
Hipertansiyonun gelişiminde tek bir neden yoktur. Çoğu zaman birden fazla faktör bir araya gelerek tansiyonun yükselmesine yol açar. En önemli risk faktörlerinden biri genetik yatkınlıktır. Ailesinde yüksek tansiyon öyküsü olan kişilerde hipertansiyon gelişme riski daha yüksektir.
Yaş ilerledikçe damarların elastikiyeti azalır ve bu durum tansiyonun yükselmesine zemin hazırlar. Fazla kilo ve obezite, kalbin daha fazla çalışmasına ve damar direncinin artmasına neden olur. Özellikle karın bölgesinde yağlanma hipertansiyonla yakından ilişkilidir.
Aşırı tuz tüketimi, vücutta sıvı tutulmasına yol açarak damar içi basıncı artırır. Hareketsiz yaşam, düzenli egzersiz yapılmaması ve uzun süreli oturarak çalışma da tansiyon kontrolünü zorlaştırır. Sigara ve aşırı alkol kullanımı, damar yapısını bozarak hipertansiyon riskini artıran önemli faktörlerdir.
Kronik stres ve düzensiz uyku, vücudun sürekli alarm halinde kalmasına neden olur. Bu durum zamanla tansiyonun kalıcı olarak yükselmesine katkı sağlar. Ayrıca şeker hastalığı, böbrek hastalıkları ve bazı hormonal bozukluklar da hipertansiyon gelişiminde rol oynayabilir.
Yüksek Tansiyon Belirtileri Nelerdir?
Tansiyon yüksekliği çoğu kişide belirti vermez. Bu nedenle birçok hasta tansiyonunun yüksek olduğunu ancak rutin ölçümler sırasında öğrenir.
Bazı kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya burun kanaması özellikle tansiyon çok yükseldiğinde görülebilir. Çoğu zaman bu belirtiler bile belirsizdir ve başka nedenlerle de ortaya çıkabilir. Güvenilir olan tek şey düzenli tansiyon ölçümüdür.
Tansiyon çok yükseldiğinde bazı kişilerde şu belirtiler ortaya çıkabilir:
- Baş ağrısı, özellikle sabahları ense bölgesinde
- Baş dönmesi veya sersemlik
- Burun kanaması
- Nefes darlığı
- Göğüs ağrısı
- Görme bozuklukları veya bulanık görme
- Kulak çınlaması
- Yorgunluk
- Çarpıntı
- Boyun bölgesinde zonklama hissi
Çok yüksek tansiyon değerlerine şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya bilinç değişikliği eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir. Bu durumlar hipertansif acil olarak kabul edilir ve gecikmeden müdahale edilmelidir.
Hipertansiyon Tanısı Nasıl Konur?
Hipertansiyon tanısı, farklı zamanlarda yapılan tekrarlayan tansiyon ölçümleri ile konur. Tek bir yüksek ölçüm tanı koymak için yeterli değildir.
Bazı hastalarda evde tansiyon takibi veya 24 saatlik tansiyon holteri kullanılarak daha doğru değerlendirme yapılabilir. Tanı sonrası, tansiyonun organlar üzerindeki etkisini değerlendirmek için kan testleri, idrar tahlili, EKG ve gerekirse ekokardiyografi yapılabilir.
Hipertansiyon Tedavisi Nasıl Yapılır?
Hipertansiyon tedavisi kişiye özeldir. Tedavinin temel amacı, tansiyonu güvenli aralıkta tutarak organ hasarını önlemektir.
Birçok hastada yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temelini oluşturur. Tuz tüketiminin azaltılması, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durma ve stres yönetimi tansiyon üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.
Yaşam tarzı önlemleri yeterli olmadığında ilaç tedavisi başlanır. Tansiyon ilaçları kalbin yükünü azaltır, damarları gevşetir veya vücuttaki fazla sıvının atılmasını sağlar. Çoğu hastada birden fazla ilacın düşük dozlarda birlikte kullanılması gerekebilir.
İlaçlar düzenli ve uzun süreli kullanılır. Kendini iyi hissetmek, ilacı bırakmak için bir gerekçe değildir.
Sık Sorulan Sorular
Hipertansiyon hastalarında hedef tansiyon değerleri nedir?
Hipertansiyon tanısı almış kişilerde tedavinin amacı, tansiyonu güvenli bir aralıkta tutarak kalp, beyin ve böbrek gibi organları korumaktır. Genel olarak hipertansiyon hastaları için hedef tansiyon, 130/80 mmHg’nin altıdır.
Ancak bu hedef herkes için aynı değildir. Yaş, eşlik eden hastalıklar ve kişinin genel sağlık durumu dikkate alınarak hedef değerler kişiye özel belirlenir. 65 yaş ve üzerindeki kişilerde, özellikle baş dönmesi veya düşme riski varsa, hedef tansiyon biraz daha esnek tutulabilir.
Buna karşılık şeker hastalığı, böbrek hastalığı veya kalp-damar hastalığı olan kişilerde, organ hasarını önlemek için daha sıkı tansiyon kontrolü gerekebilir. Bu nedenle hedef tansiyon değerleri mutlaka doktor tarafından bireysel olarak belirlenmelidir; amaç yalnızca rakamı düşürmek değil, hastayı güvenli şekilde korumaktır.
Doğru tansiyon nasıl ölçülür?
Doğru tansiyon ölçümü için ölçümden önce en az 5 dakika dinlenmiş olmak, rahat bir ortamda oturmak ve sırtı yaslamak önemlidir. Ölçüm sırasında kol, kalp seviyesinde olacak şekilde desteklenmeli, manşon çıplak kola ve uygun sıkılıkta yerleştirilmelidir. Ölçüm yapılırken konuşulmamalı, bacaklar çaprazlanmamalı ve ayaklar yere tam basmalıdır. Kahve, sigara veya egzersizden hemen sonra ölçüm yapılmamalı; gerekirse birkaç dakika beklenmelidir. En güvenilir sonuç için ölçüm iki kez yapılmalı ve ortalaması dikkate alınmalıdır.
Strese bağlı yüksek tansiyon neden olur?
Strese bağlı yüksek tansiyon, vücudunuzun yoğun stres anlarında verdiği doğal bir tepkidir. Stres, vücudunuzun “savaş ya da kaç” tepkisini tetikleyerek adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasına yol açar. Bu hormonlar, kalp atış hızınızı artırır, kan damarlarınızı geçici olarak daraltır ve tansiyonunuzu yükseltir. Bu, kısa vadede hayatta kalma mekanizması olarak faydalı olsa da, sürekli veya yoğun stres altında kalmak, tansiyonunuzu kronik olarak etkileyebilir.
Strese bağlı yüksek tansiyon belirtileri nelerdir?
Strese bağlı yüksek tansiyon genellikle kalp çarpıntısı, baş ağrısı, göğüs sıkışması, terleme ve nefes darlığı gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterirken, aynı zamanda yoğun kaygı, sinirlilik ve uyku sorunları gibi psikolojik etkileri de beraberinde getirebilir. Anlık stres yükselişleri genellikle geçicidir, ancak kronikleşen stres, uzun vadede kalıcı hipertansiyona zemin hazırlayabilir ve bu belirtilerin daha sık yaşanmasına neden olabilir.
Ani tansiyon yükselmesi neden olur?
Ani tansiyon yükselmesi, altta yatan kronik bir hastalığın kötüleşmesi, bazı ilaçların yanlış kullanımı veya ani stres gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir. Vücudunuzun bir dizi fizyolojik tepkisi veya dış etkenler, damarlarınızın aniden daralmasına veya kalbinizin daha hızlı ve güçlü atmasına neden olarak tansiyonunuzu hızla yükseltebilir.
Ani tansiyon yükselmesi belirtileri nelerdir?
Tansiyonun aniden yükselmesi baş dönmesi, görmede bulanıklık, burun kanaması, mide bulantısı, kulak çınlaması, aşırı terleme ve ani halsizlik gibi belirtilerle fark edilebilir. Bu tablo ciddi bir sağlık sorununa işaret edebilir ve acil müdahale gerekebilir.
Tansiyon neden yükselir?
Tansiyonu yükselten en önemli faktörler arasında fazla tuz tüketimi, obezite ve hareketsiz yaşam, kronik stres, aşırı alkol kullanımı, sigara içmek, ileri yaş, genetik yatkınlık, yetersiz potasyum alımı, uyku apnesi, böbrek hastalıkları, tiroid bozuklukları ve bazı ilaçların yan etkileri yer alır. Bunların çoğu yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol edilebilir.
Dirençli hipertansiyon nedir?
Üç veya daha fazla ilaç kullanılmasına rağmen tansiyon hedef değerlere ulaşmıyorsa dirençli hipertansiyon olabilir. Bu durumda sekonder nedenler araştırılır. Uyku apnesi, böbrek arter darlığı veya adrenal bez tümörleri araştırılmalıdır. Ayrıca ilaçlara uyum ve yaşam tarzı faktörleri yeniden değerlendirilir.
Tansiyon 14/10, 15/10, 16/10 veya 17/10 olursa ne olur?
Bu değerler yüksek tansiyon sınırları içindedir. Tek ölçümle tanı konulmaz. düzenli takip gerekir. Bu seviyelerde tansiyon uzun süreli kalırsa kalp, beyin ve böbrek gibi organlarda hasar riski artar. Mutlaka hekime başvurulmalıdır.
Diğer tansiyon yazılarını aşağıdaki linklere tıklayarak okuyabilirsiniz:
Hipertansiyon hastaları nasıl beslenmeli
Düşük tansiyon (Hipotansiyon) nedir
Sekonder (İkincil) hipertansiyon
Primer (Esansiyel) hipertansiyon
Referans: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6477925/





