Wolff-Parkinson-White sendromu, kalpte doğuştan var olan fazladan bir elektrik yolunun neden olduğu bir ritim hastalığıdır. Bu fazladan yol, kalbin zaman zaman çok hızlı atmasına yol açar. Hastalığa adını veren üç hekim, 1930 yılında bu durumu ilk kez birlikte tarif etmiştir. O günden bu yana baş harfleriyle WPW olarak anılır.
Bu hastalığı anlamak için önce kalbin normal çalışmasına bakmak gerekir. Kalbin atışı, üst odacıklardan başlayan bir elektrik sinyaliyle yönetilir. Bu sinyal, üst odacıklardan alt odacıklara geçerken belirli bir ara istasyonda bekletilir. Bu kısa bekleme, kalbin önce üstten dolup sonra alttan boşalmasını sağlar. Düzenli ve verimli atış bu bekleme sayesinde mümkün olur.
WPW sendromunda işte bu sistemin yanında, doğuştan gelen ek bir kestirme yol bulunur. Sinyal normal yolundan giderken bir kısmı bu kestirme yoldan da geçer. Sonuçta sinyal alt odacıklara hem normal yoldan hem de kestirmeden ulaşır. İki yolun arasında oluşan döngü, kalbin aniden çok hızlı atmasına neden olabilir.
Belirtileri nelerdir?
Bazı kişilerde hiçbir belirti olmaz. Kalp filmi (EKG) çekildiğinde tesadüfen fark edilir. Bu kişilerde fazladan yol vardır ama henüz çarpıntı atağına yol açmamıştır.
Belirti veren hastalarda ise en sık görülen şikayet, aniden başlayan ve aniden biten hızlı çarpıntıdır. Hasta bunu çoğu zaman “kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyor”, “bir anda hızlandı, bir anda durdu” şeklinde tarif eder. Atak birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir.
Çarpıntıya bazen baş dönmesi, halsizlik, göğüste sıkışma hissi ya da nefes darlığı eşlik edebilir. Nadir durumlarda göz kararması ve bayılma da görülür. Belirtiler genellikle çocukluk ya da genç yetişkinlik döneminde başlar. Bazı hastalarda ataklar yıllarca seyrek kalır, bazılarında zamanla sıklaşır.
Tehlikeli midir?
Çoğu hasta için WPW yaşam kalitesini bozan ama hayatı tehdit etmeyen bir durumdur. Ancak küçük bir grup hastada (özellikle wpw ile atriyal fibrilasyonda varsa) fazladan yolun özelliği nedeniyle ciddi ritim bozukluğu gelişebilir. Bu durum, kalbin üst odacıklarından çıkan çok hızlı sinyallerin bu kestirme yoldan alt odacıklara aşırı hızda iletilmesiyle ortaya çıkar. Sonuç ağır bir ritim bozukluğu ve nadiren ani kalp durması olabilir.
Bu nedenle WPW saptanan her hastada, fazladan yolun ne kadar tehlikeli olabileceğini anlamak için ayrıntılı değerlendirme yapılır. Sporcular, ağır iş yapanlar ve atak geçirmiş hastalar bu açıdan daha titiz incelenir.
Tanı nasıl konur?
Tanının ilk basamağı kalp filmidir. EKG, kalbin elektriksel aktivitesini kağıda ya da ekrana yansıtan bir kayıttır. WPW’de bu kayıtta tipik bir iz vardır. Deneyimli bir hekim çoğu zaman bu izi ilk bakışta tanır.
Ancak fazladan yol her zaman aktif değildir. Bazen EKG normal görünür, ancak çarpıntı atağı geldiğinde belirginleşir. Bu yüzden ataktan şüphelenilen hastalarda Holter denilen taşınabilir kayıt cihazı kullanılır. Holter, hastaya bir ya da birkaç gün boyunca takılan ve kalbin tüm atışlarını kaydeden küçük bir cihazdır. Hasta evinde gündelik hayatına devam ederken cihaz arka planda çalışır.
Tanı netleştikten sonra elektrofizyoloji çalışması yapılabilir. Bu, kalbin elektrik sistemini yakından incelemeye yarayan bir işlemdir. Damardan ince teller kalbe ulaştırılır ve fazladan yolun tam yeri ile özellikleri belirlenir. Aynı seansta tedavi de yapılabilir.
Tedavi seçenekleri
Belirti vermeyen hastalarda her zaman tedavi gerekmez. Risk düşük görünüyorsa düzenli takip yeterli olabilir. Ancak hasta sporcuysa, ağır fiziksel iş yapıyorsa ya da atak öyküsü varsa kesin tedavi düşünülür.
Kesin tedavi yöntemi kateter ablasyonudur. Ablasyon, fazladan yolun bulunduğu küçük bölgeyi enerji vererek işlevsiz hale getiren bir işlemdir. Damardan ince bir kateter kalbe ulaştırılır. Kateter, ucundan ısı veren bir borucuktur. Fazladan yolun yeri saptandıktan sonra bu noktaya kısa süreli enerji verilir ve yol kapatılır. WPW’de ablasyon başarı oranı çok yüksektir. Çoğu hastada tek seans yeterlidir ve hastalık kalıcı şekilde geçer.
Ablasyon yapılamayan ya da tercih edilmeyen hastalarda ritim ilaçları kullanılabilir. Bu ilaçlar atakların sıklığını azaltır ama fazladan yolu ortadan kaldırmaz. Bu yüzden günümüzde uygun her hastaya öncelikle ablasyon önerilmektedir.
Çarpıntı atağı sırasında hastanın yapabileceği bazı manevralar da vardır. Soğuk suyla yüz yıkamak, derin nefes alıp tutmak ya da güçlü bir şekilde ıkınmak atağı sonlandırabilir. Bu manevralar hekim tarafından öğretilir ve hastaya özel önerilir.
Spor ve günlük yaşam
WPW tanısı alan biri spor yapabilir mi sorusu sık sorulur. Cevap kişiye göre değişir. Düşük riskli bulunan ve belirti vermeyen kişiler genellikle spor yapabilir. Ancak yüksek riskli olduğu düşünülenlerde ya da atak öyküsü olanlarda ablasyon önerilir. Ablasyondan sonra başarılı bir şekilde fazladan yol kapatılmışsa kişi her türlü spora dönebilir.
Profesyonel sporculardan tarama sırasında WPW saptananlar, lisans verilmeden önce ayrıntılı incelemeye alınır. Bu, sahada yaşanabilecek sorunları önlemek için yapılan bir önlemdir.
Çocuklarda WPW
Çocuklarda da görülebilir. Bazen bebeklik döneminde tanı konur, bazen çocuk büyüyüp çarpıntı atağı tarif ettiğinde fark edilir. Tedavi yaklaşımı erişkindekine benzer ancak ablasyon kararı çocuğun yaşına, kilosuna ve atakların sıklığına göre verilir. Çok küçük çocuklarda mümkünse beklenir, gerekirse ilaç tedavisi tercih edilir. Belli bir yaşa ve ağırlığa ulaşan çocuklarda ablasyon güvenle uygulanabilir.
Hangi durumlarda hekime ulaşılmalı?
Daha önce WPW tanısı almış biri; ani başlayan uzun süreli çarpıntı, baş dönmesi, bayılma ya da göğüs ağrısı yaşıyorsa beklemeden başvurmalıdır. Atakların sıklaşması, süresinin uzaması ya da daha şiddetli hissedilmesi de değerlendirme gerektirir.
Ablasyon olmuş bir kişide aylar veya yıllar sonra çarpıntı yeniden başlarsa bu da kontrol nedenidir. Çok az sayıda hastada fazladan yol tam kapanmamış olabilir ve ikinci bir işlem gerekebilir.