Kalp çarpıntısı, kişinin kendi kalp atışlarını rahatsız edici biçimde fark etmesidir. Tıpta bu duruma palpitasyon denir. Çarpıntı; kalbin hızlı, güçlü, düzensiz ya da olağan dışı atması olarak hissedilebilir. Kişiden kişiye değişen bu his, “kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyor”, “içimde bir şey çırpınıyor”, “kalbim duruyor sonra güm diye atıyor” ya da “kalbim boğazımda atıyor” şeklinde tarif edilir.
Burada önemli bir ayrım vardır: Çarpıntı tek başına bir hastalık değildir; bir belirtidir. Yani çarpıntı hissi farklı durumların ortak ifadesidir. Bazen kalpte gerçekten bir aksaklık olduğunu gösterir, bazen tamamen sağlıklı bir kalbin atışlarının olağandan fazla fark edilmesi anlamına gelir. Bu yüzden “çarpıntım var” cümlesi tek başına ne tehlikeyi gösterir ne de tehlikesizliği. Asıl önemli olan çarpıntının özelliklerini anlamaktır.
Çarpıntı her zaman hastalık mı?
Hayır. Sağlıklı bir insan da gün içinde zaman zaman kalp atışını fark eder. Heyecanlandığımızda, korktuğumuzda, koştuğumuzda, ateşli bir hastalık geçirirken ya da kahve içtikten sonra kalp daha hızlı atar. Bu, vücudun normal bir tepkisidir; çünkü o anda dokulara daha fazla kan ulaşması gerekir. Bu tür çarpıntılar geçicidir, sebep ortadan kalkınca kendiliğinden düzelir.
Bazı kişilerde ise yapısal olarak bedenin atışları daha çok hissetmesi söz konusudur. Sessiz bir ortamda, yatağa uzanıldığında ya da uyumadan hemen önce kalp atışlarını duymak bu kişilerde sık görülür. Bu, kalbin gerçekten farklı çalıştığı anlamına gelmez; sadece farkındalık artmıştır. Bu konu daha ayrıntılı yatınca başlayan kalp çarpıntısı yazısında ele alınır.
Hastalık olarak değerlendirilen çarpıntı; istirahatte ya da hızlanmayı gerektirmeyen bir durumda kalbin nedensiz biçimde olağan dışı atmasıdır. Bu durumda altta bir sebep aranır.
Çarpıntının nedenleri nelerdir?
Çarpıntının arkasında pek çok farklı durum yatabilir. Bunları üç ana grupta düşünmek anlamayı kolaylaştırır.
Kalbin elektrik sisteminden kaynaklanan nedenler çarpıntının en önemli sebep grubudur. Bu durumda kalp gerçekten olağan dışı atar. Ekstrasistol (erken vuru), kalbin sıranın gelmesini beklemeden yaptığı erken bir atıştır ve hasta bunu çoğu zaman “tekleme” olarak hisseder. Taşikardi kalbin hızlı atması durumudur; farklı türleri vardır. Supraventriküler taşikardi ataklar şeklinde gelen, ani başlayıp ani sonlanan hızlı çarpıntıdır. Atriyal fibrilasyon hızlı ve düzensiz bir ritimdir. Wolff Parkinson White (WPW) sendromu doğuştan gelen ek bir elektrik yolu nedeniyle çarpıntı ataklarına yol açar.
Kalp dışı tıbbi nedenler de çarpıntının sık sebepleri arasındadır. Tiroid bezinin fazla çalışması kalbi sürekli hızlandırır. Kansızlık, vücudun yeterli oksijen alabilmesi için kalbin daha çok çalışmasına yol açar. Sıvı kaybı, ateşli enfeksiyonlar, kan şekerinin düşmesi ve elektrolit bozuklukları (özellikle kanda potasyum ve magnezyum düzeylerindeki değişimler) çarpıntıya yol açabilir. Bazı ilaçlar yan etki olarak çarpıntı yapar; astım ilaçları, soğuk algınlığı ilaçları, bazı antidepresanlar ve tiroid hormonu örnek verilebilir.
Yaşam tarzı ve psikolojik etkenler de çarpıntının sık karşılaşılan nedenleri arasındadır. Kafein (kahve, çay, enerji içeceği, kola), alkol, sigara ve uyuşturucu maddeler kalbi uyarır. Uykusuzluk ve aşırı yorgunluk kalbin elektrik sistemini hassaslaştırır. Stres, anksiyete ve panik atak güçlü çarpıntı kaynaklarıdır; bu kişilerde çarpıntı saldırı şeklinde gelir, korku ve nefes alamama hissi eşlik eder.
Hamilelik döneminde de çarpıntı sıktır. Bu dönemde kan hacmi artar, kalp daha çok çalışır ve hormonal değişimler ritmi etkiler.
Çarpıntı nasıl hissedilir?
Çarpıntının nasıl hissedildiği, altta yatan nedeni anlamada büyük bir ipucudur.
Hızlı ve düzenli çarpıntı: Kalp birden hızlanır, ardışık atışlar düzenlidir, sonra aniden durur. Bu tarz genellikle supraventriküler taşikardi gibi atak şeklinde gelen durumları akla getirir.
Hızlı ve düzensiz çarpıntı: Kalp hem hızlı hem düzensiz atar. “Ne hızda atacağı belli değil” hissi olur. Bu tarif çoğu zaman atriyal fibrilasyona işaret eder.
Tekleme hissi: Hasta bunu “kalbim atlıyor”, “duruyor sonra güçlü atıyor” diye anlatır. Bu his ekstrasistollerin tipik tarifidir. Aslında kalp durmaz; sadece bir erken atışın ardından gelen kısa duraklama ve sonraki güçlü atış bu izlenimi yaratır.
Yavaş ama güçlü çarpıntı: Kalp hızı normal hatta düşüktür ama atışlar olağanın üzerinde güçlü hissedilir. Bu çoğu zaman farkındalık artışıyla ilgilidir, özellikle yatınca ya da sessiz ortamlarda.
Boyun ve göğüs zonklaması: Bazı çarpıntı türlerinde, özellikle supraventriküler taşikardide, hasta boynundaki damarların belirgin biçimde zonkladığını hisseder.
Bu farklılıklar tanı için önemli ipuçları taşır. Hekime başvururken çarpıntının nasıl başladığı, ne kadar sürdüğü, nasıl bittiği ve eşlik eden belirtilerin neler olduğu mutlaka anlatılmalıdır.
Çarpıntı tehlikeli midir?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur; çarpıntının türüne, nedenine ve eşlik eden belirtilere göre değişir.
Çarpıntıların büyük bölümü iyi huyludur ve hayatı tehdit etmez. Heyecan, kafein, stres ya da uykusuzluk gibi nedenlerle olan çarpıntılar tehlikesizdir. Ekstrasistollerin büyük bölümü zararsızdır. Supraventriküler taşikardi rahatsız edicidir ama yapısal kalp hastalığı yoksa hayatı tehdit etmez.
Ancak bazı durumlar dikkat gerektirir. Çarpıntıya bayılma, baş dönmesi, görme kaybı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ani halsizlik gibi belirtiler eşlik ediyorsa durum farklıdır. Bu belirtiler kalbin yeterli kan pompalayamadığını ya da daha ciddi bir ritim bozukluğunun varlığını düşündürür.
Daha önce kalp hastalığı tanısı almış, kalp krizi geçirmiş ya da kalp yetersizliği olan kişilerde her yeni çarpıntı titiz incelenmelidir. Aile öyküsünde genç yaşta ani ölüm bulunan kişilerde de çarpıntı şikayeti basit kabul edilmemelidir.
Hangi çarpıntı için endişelenmeli?
Aşağıdaki özellikler taşıyan çarpıntılar değerlendirme gerektirir.
Aniden başlayıp uzun süren (saatlerce devam eden), sık tekrar eden, düzensiz olan, başka belirtilerle birlikte gelen (göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, baş dönmesi, kol uyuşması), egzersiz sırasında ortaya çıkan ya da egzersizi sınırlayan, gece uykudan uyandıran, ailede genç yaşta ani ölüm öyküsü bulunan kişilerde görülen çarpıntılar.
Bunların dışında çarpıntınız varsa ve sebepsiz yere endişe duyuyorsanız da hekime başvurmak doğru bir adımdır. Çoğu zaman sonuç iyi huyludur; ama bilmek zihni rahatlatır.
Tanı nasıl konur?
Çarpıntı değerlendirmesi ayrıntılı bir öyküyle başlar. Hekim çarpıntının nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü, hangi koşullarda ortaya çıktığını, nasıl sonlandığını ve eşlik eden belirtileri sorar. Bu bilgiler tanıyı yönlendirir.
Fizik muayene ve EKG ilk basamaktır. EKG, kalbin elektriksel etkinliğini bir kayda dönüştüren basit ve ağrısız bir testtir. Çarpıntı sırasında çekilen bir EKG çoğu zaman tanıyı tek başına koyabilir. Ancak çarpıntı muayene anında olmuyorsa EKG normal görünür ve daha ileri tetkik gerekir.
Holter taşınabilir bir kayıt cihazıdır. Hastaya 24 ile 48 saat boyunca takılır ve bu süre içindeki her kalp atışını kaydeder. Hasta cihazı evine götürür, normal hayatına devam eder. Çarpıntı yaşanırsa cihaz o anki ritmi kaydeder.
Atakların seyrek olduğu hastalarda bir hafta ya da daha uzun süre takılan kayıt cihazları kullanılabilir. Çok seyrek atak yaşayan hastalarda cilt altına yerleştirilen ve aylarca kayıt yapan küçük cihazlar gündeme gelebilir.
Kalbin yapısal olarak değerlendirilmesi için ekokardiyografi yapılır. Ekokardiyografi, ses dalgalarıyla kalbin yapısını gösteren ağrısız bir görüntüleme yöntemidir. Kalp kapakları, odacık boyutları ve pompalama gücü bu testle değerlendirilir.
Kan tetkikleri çoğu hastada istenir. Tiroid hormonları, kansızlık, böbrek fonksiyonları ve elektrolitler kontrol edilir. Bu basit testler bile çarpıntının altta yatan kalp dışı bir nedeni olup olmadığını ortaya çıkarabilir.
Bazı hastalarda efor testi de yapılır. Bu testte hasta yürüyüş bandında giderek artan hızda yürür ve egzersiz sırasında EKG izlenir. Egzersizle ortaya çıkan çarpıntılarda değerli bilgiler verir.
Çarpıntı için ne yapılabilir?
Tedavi tamamen sebebe göre planlanır. Bu yüzden tek bir çarpıntı tedavisinden söz etmek yanıltıcı olur.
Belirgin bir kalp sorunu olmayan ve iyi huylu çarpıntıları olan kişilerde çoğu zaman özel bir tedavi gerekmez. Tetikleyicilerin azaltılması büyük fark yaratır. Kafein ve alkol birçok kişide tetikleyicidir; bunları sınırlamak çarpıntıların belirgin biçimde azalmasını sağlar. Sigaranın bırakılması, düzenli ve yeterli uyku, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz çarpıntı sıklığını düşürür. Stres yönetimi (yürüyüş, nefes egzersizleri, gevşeme yöntemleri) çoğu hastanın çarpıntısına iyi gelir.
Anksiyete ya da panik atağa bağlı çarpıntıda bu duruma yönelik destek gerekir. Bu çarpıntılar gerçek olduğu için “uydurma” diye değerlendirilmemelidir. Psikolojik destek ve gerektiğinde ilaç tedavisi ile çarpıntılar belirgin biçimde azalır.
Kalpten kaynaklanan ritim bozukluğu saptandığında tedavi türüne göre değişir. Ritim ilaçları atakların sıklığını ve şiddetini azaltır. Beta blokerler kalbin elektrik sistemini sakinleştiren ve sık kullanılan ilaçlardır. Bazı hastalarda kateter ablasyonu kalıcı çözüm sunar. Ablasyon, hatalı sinyal yolunun ya da odağının enerjiyle susturulduğu işlemdir; özellikle supraventriküler taşikardi ve WPW gibi durumlarda yüksek başarı oranıyla uygulanır.
Altta yatan kalp dışı bir neden varsa o tedavi edilir. Tiroid sorunu düzenlenir, kansızlık giderilir, elektrolit bozukluğu düzeltilir. Bu adımlar bile çoğu zaman çarpıntıyı belirgin biçimde azaltır.
Çarpıntı geldiğinde ne yapmalı?
Çarpıntı yaşadığınız anda yapabileceğiniz bazı şeyler vardır. Önce sakin olmaya çalışın. Panik kalp hızını daha da artırır.
Sessiz bir yere oturun ya da uzanın. Derin ve yavaş nefes alıp verin. Burnunuzdan dört saniyede yavaşça nefes alın, ardından ağzınızdan altı saniyede yavaşça verin. Bu nefes egzersizi vücudu sakinleştirir ve çoğu zaman çarpıntının yatışmasına yardımcı olur.
Bir bardak soğuk su için ya da yüzünüzü soğuk suyla yıkayın. Soğuk uyarı, kalbi yavaşlatma görevi olan vagus sinirini harekete geçirir.
Çarpıntı supraventriküler taşikardi tipinde ani başlayıp süren bir atak ise vagal manevralar denenebilir. Bu manevralar vagal manevralar yazısında ayrıntılı anlatılmıştır.
Çarpıntı 20-30 dakika içinde geçmiyor, baş dönmesi, bayılma hissi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır.
Hangi durumlarda hekime ulaşılmalı?
Aniden başlayan ve uzun süren çarpıntı, çarpıntıya eşlik eden bayılma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi ya da görme bulanıklığı, sık tekrar eden ataklar, gece uykudan uyandıran çarpıntı ya da egzersizi sınırlayan çarpıntı durumlarında hekime başvurmak gerekir.
Daha önce kalp hastalığı tanısı almış, kalp krizi geçirmiş ya da kalp yetersizliği olan kişilerde her yeni çarpıntı değerlendirilmelidir. Ailesinde genç yaşta ani ölüm öyküsü bulunan kişiler de çarpıntı şikayetini ciddiye almalıdır.
İlk kez çarpıntı yaşayan bir kişide, çarpıntı kısa sürmüş ve geçmiş olsa bile, en azından bir kez kontrol için hekime başvurulması doğru olur. Bu kontrol gelecek için yol haritası çizmeyi sağlar.