Supraventriküler taşikardi, kalbin üst odacıklarından kaynaklanan ve birden bire başlayıp birden bire sonlanan hızlı kalp atışı atağıdır. Kısaca SVT olarak bilinir.
Adındaki “supra” üstünde anlamına, “ventrikül” ise kalbin alt odacığı anlamına gelir. Yani supraventriküler kelimesi “alt odacıkların üstünde” demektir; bu da hızlı atışın kaynağının kalbin üst yarısı olduğunu gösterir.
Sağlıklı bir kalpte atış, üst odacıklarda bulunan doğal pil bölgesinden başlar. Sinyal sırayla yayılır, kalp düzenli bir hızda atar. SVT’de ise üst odacıklarda gereksiz bir elektrik döngüsü oluşur. Bu döngü kalbi ani biçimde 150-220 atış/dakika gibi yüksek hızlara çıkarır. Atak başladığında hasta bunu çoğu zaman “bir anda kalbim göğsümden çıkacak gibi atmaya başladı” diye tarif eder. Atak süresi birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir ve genellikle aynı aniliğiyle sonlanır.
SVT neden olur?
SVT’nin en sık nedeni, kalbin elektrik sisteminde küçük bir farklılığın bulunmasıdır. Bu farklılık çoğu kez doğuştan gelir ama belirti vermesi yıllar sonra olabilir. Yani kişi bunu fark etmeden uzun yıllar yaşar; sonra bir gün ilk atak ortaya çıkar.
Üç ana mekanizma SVT’ye yol açar. Birincisi, üst odacıklar ile alt odacıklar arasındaki ara istasyonda gereksiz bir kestirme yolun bulunmasıdır. Bu durumda elektrik sinyali kestirme yolu kullanarak kendi etrafında dönmeye başlar. İkincisi, kalbin üst odacıklarına doğuştan ek bir elektrik yolu yerleşmiş olabilir. Bu duruma Wolff Parkinson White (WPW) sendromu denir. Üçüncü mekanizma ise üst odacıklarda kendi başına hızlı sinyal üreten odakların bulunmasıdır.
Bu mekanizmaların hangisi olduğu kişiden kişiye değişir; ama hasta açısından sonuç benzerdir: ani başlayan ve ani sonlanan çarpıntı atakları.
Tetikleyici etkenler atakların ne zaman geleceğini etkiler. Stres, uykusuzluk, yoğun fiziksel aktivite, kafein, alkol, sigara ve bazı ilaçlar atakları tetikleyebilir. Bazı kadınlarda ataklar adet dönemiyle ya da hamilelikle ilişkili olabilir. Bazı hastalar ise herhangi bir tetikleyici olmadan atak yaşar.
Belirtileri nelerdir?
SVT’nin en tipik özelliği “anilik”tir. Hasta tamamen iyiyken aniden kalbinin hızlandığını fark eder. Bu his çoğu zaman “kalbim göğsümde vuruyor”, “kalbim çırpınıyor”, “düzenli ama çok hızlı atıyor” şeklinde tarif edilir. Atriyal fibrilasyondaki düzensizlikten farklı olarak SVT’de kalp hızlı ama düzenli atar.
Hızlı atış sürdükçe başka belirtiler de eklenebilir: göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, baş dönmesi, halsizlik, terleme, boyunda zonklama SVT atağında görülebilir. Bazı SVT hastalarında atak sırasında idrara çıkma isteği belirgin biçimde artar. Daha şiddetli ataklarda göz kararması ya da bayılmaya yakın bir his yaşanabilir.
Atak sonlandığında hasta çoğu zaman derin bir rahatlama hisseder. Bu rahatlama bazen ani bir halsizlikle birlikte gelir; bu da normaldir. Atak boyunca kalp hızlı çalıştığı için vücut yorulmuştur, sonlandığında bu yorgunluk birkaç saat hissedilebilir.
SVT atakları çoğu zaman başlangıçta seyrektir, hatta yıllarca arada bir gelir. Zamanla ataklarının sıklığı ve süresi artabilir. Bazı kişilerde ise tam tersi olur, ataklar kendiliğinden seyrekleşir.
Tehlikeli midir?
SVT, kalpte yapısal bir sorun yoksa hayatı tehdit eden bir durum değildir. Bu hastalığın en önemli özelliği bu noktada netleşir: rahatsız edicidir, korkutucudur, yaşam kalitesini düşürür ama çoğu hastada doğrudan ölümcül bir tablo oluşturmaz.
Ancak bazı durumlarda dikkat gerekir. Kalp hastalığı olan ya da kalp yetersizliği bulunan kişilerde uzun süreli ataklar kalbi zorlayabilir. WPW gibi ek elektrik yolu olan kişilerde, üst odacıklarda atriyal fibrilasyon da gelişirse durum daha riskli hale gelebilir. Bu yüzden SVT tanısı alan her hastada altta WPW olup olmadığı araştırılır.
Çok uzun süren ataklar (saatlerce sürüp kendiliğinden geçmeyen) tıbbi müdahale gerektirir. Atak sırasında baş dönmesi, bayılma, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı şiddetli ise acil servise başvurmak gerekir.
Atak sırasında ne yapmalı?
SVT atağının önemli bir avantajı vardır: bazı basit hareketlerle ev ortamında durdurulabilir. Bu hareketlere vagal manevralar denir. Vagus, kalbi yavaşlatma görevi olan bir sinirdir; bu manevralar vagus sinirini uyararak hızlı ritmi kırmaya çalışır.
Yüze soğuk su çarpmak en kolay yöntemlerden biridir. Bir kabın içine soğuk su doldurup yüzünüzü birkaç saniye suya batırmak ya da soğuk suyla yüzünüzü sıkıca yıkamak işe yarayabilir. Soğuk uyarı vagus sinirini harekete geçirir ve kalp hızı düşebilir.
Valsalva manevrası olarak bilinen yöntemde derin bir nefes alıp burnu kapatarak ağız da kapalı şekilde tuvaletteymiş gibi ıkınmak gerekir. Bu durum 10-15 saniye kadar tutulduğunda göğüs içi basıncı artar ve vagus siniri uyarılır. Atak sonlanabilir.
Modifiye Valsalva manevrası daha yeni ve etkili bir yöntemdir. Hasta yarı oturur şekilde 15 saniye ıkınır, ardından hemen sırtüstü yatırılır ve bacakları 45 derece yukarı kaldırılır. Bu pozisyonda 15 saniye daha beklenir. Bu yöntem klasik Valsalva’dan daha yüksek başarı oranına sahiptir.
Bu manevralar her hastaya uygun değildir. Özellikle yaşlı hastalarda ya da başka kalp sorunu olanlarda dikkatli olmak gerekir. Hekim hangisinin sizin için uygun olduğunu söyler ve nasıl yapılacağını gösterir.
Manevralar işe yaramazsa ve atak uzun sürerse acil servise başvurmak gerekir. Burada damar yolundan verilen ve birkaç saniyede etki eden bir ilaçla atak çoğu zaman hemen kesilir.
Tanı nasıl konur?
SVT’nin tanısında en değerli test atak sırasında çekilen kalp filmidir. EKG, kalbin elektriksel etkinliğini bir kayda dönüştüren basit ve ağrısız bir testtir. Atak anında çekilen bir EKG hem SVT olduğunu gösterir hem de türünü ortaya koyabilir.
Ancak ataklar kısa sürdüğü ve aniden geçtiği için hastaneye varıldığında çoğu zaman atak sonlanmış olur. Bu durumda Holter denilen taşınabilir kayıt cihazı kullanılır. Holter, hastaya 24 ile 48 saat boyunca takılan ve her kalp atışını kaydeden küçük bir cihazdır. Hasta cihazı evine götürür, normal hayatına devam eder. Atak yakalanırsa türü belirlenir.
Atakların seyrek olduğu hastalarda bir hafta ya da daha uzun süre takılan kayıt cihazları kullanılır. Çok seyrek atak yaşayanlarda cilt altına yerleştirilen ve aylarca kayıt yapan küçük cihazlar gündeme gelebilir.
Tanı kesinleştikten sonra ya da tedavi planı yapılırken elektrofizyoloji çalışması önerilebilir. Bu işlem, damardan kalbe ulaştırılan ince teller yardımıyla kalbin elektrik sistemini ayrıntılı inceleyen bir yöntemdir. SVT’nin türü tam olarak belirlenir ve aynı seansta tedavi de yapılabilir.
Tedavi seçenekleri
SVT’de tedavi yaklaşımı atakların sıklığına, şiddetine ve hastanın tercihine göre belirlenir.
Beklemek ve tetikleyicilerden kaçınmak seyrek atak yaşayan hastalarda tek başına yeterli olabilir. Kafein, alkol, uykusuzluk ve stres gibi tetikleyicilerin azaltılması atak sıklığını düşürür. Hasta vagal manevraları öğrenir ve atak geldiğinde kendi kendine durdurmayı dener.
İlaç tedavisi atakları azaltmak için kullanılır. Beta blokerler en sık başvurulan ilaçlardır. Beta blokerler kalbin elektrik sistemini sakinleştirerek atakların sıklığını ve şiddetini azaltır. Bazı hastalarda kalsiyum kanal blokerleri ya da daha güçlü ritim ilaçları tercih edilir. İlaç tedavisi atakları azaltır ama kalıcı çözüm sunmaz; kişi ilacı bıraktığında ataklar genellikle geri döner.
Kateter ablasyonu SVT’de kalıcı çözüm sunan tedavi yöntemidir. Ablasyon, hatalı sinyal yolunun ya da odağının enerjiyle susturulduğu işlemdir. Damardan ince bir kateter kalbe ulaştırılır. Sorunun çıktığı nokta haritalanır ve o noktaya verilen kısa süreli enerjiyle bölge etkisiz hale getirilir.
SVT’de ablasyonun başarı oranı çok yüksektir. Tek seansta hastaların büyük bölümünde sorun kalıcı şekilde çözülür ve hasta bir daha SVT atağı yaşamaz. İşlem genellikle bir ila iki saat sürer ve hasta aynı gün ya da bir gece sonra taburcu olur. Riskler düşüktür.
Ablasyon kararı her hastaya zorla verilmez. Sık atak geçiren, ilaç kullanmak istemeyen, ilaca yan etki yaşayan, sporcu olan ya da iş gereği güvenlik riski yaşayabilecek (pilot, sürücü gibi) hastalarda ablasyon ön plana çıkar. Bazı hastalar ise seyrek atakla yaşamayı tercih eder ve bu da kabul edilebilir bir seçenektir.
Hangi durumlarda hekime ulaşılmalı?
Daha önce SVT tanısı almış biri için ataklarının sıklaşması, süresinin uzaması ya da daha şiddetli hissedilmesi kontrol gerekçesidir. Yeni başlayan baş dönmesi, bayılma hissi, göğüs ağrısı ya da nefes darlığının atağa eşlik etmesi de önemsenmelidir.
Atak başladığında ve vagal manevralara rağmen 20-30 dakika içinde sonlanmıyorsa acil servise başvurulmalıdır. Atak sırasında bayılma, ciddi nefes darlığı, göğüs ağrısı ya da konuşma bozukluğu varsa zaman kaybetmeden ambulans çağırılmalıdır.
İlk kez SVT atağı yaşayan kişilerin de mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Çünkü hızlı kalp atışının altında SVT dışında durumlar da olabilir; doğru tanı ileride atılacak adımları belirler.