Ekstrasistol, kalbin normal ritmini beklemeden yaptığı erken atımdır. Bu durum birçok kişide göğüste aniden gelen bir çarpma, boşluk hissi, tekleme veya kalp atlaması şeklinde hissedilir. Tıpta bu erken atımlar ‘erken vuru’ olarak adlandırılır. Yani ekstrasistol ile halk arasında söylenen kalp teklemesi veya kalp atlaması hissi çoğu zaman aynı durumu ifade eder.
Kalp normalde belirli bir düzen içinde atar. Bu düzen, kalbin kendi içinde yer alan doğal elektrik sistemi tarafından sağlanır. Sinyal sırayla gelir, kalp düzenli olarak kasılır. Ekstrasistolde ise bu sıranın dışında, kalbin başka bir bölgesinden ek bir sinyal çıkar ve kalbi sırası dışında bir kez attırır.
Bu erken atıştan sonra kalp kendi düzenini tekrar yakalamak için kısa bir süre bekler. İşte bu kısa bekleme, hastanın “kalbim bir an durdu” hissetmesine yol açar. Ardından gelen normal atış da daha güçlü hissedilir; çünkü o ara verme süresinde kalp daha çok kanla dolmuştur. Bu yüzden hasta çoğu zaman “duruyor sonra güm diye atıyor” diye anlatır. Aslında kalp durmaz; sadece bir atışın zamanlaması değişmiştir.
Ekstrasistol türleri
Ekstrasistol, kalbin neresinden çıktığına göre ikiye ayrılır.
AES (atriyal ekstrasistol), kalbin üst odacıklarından kaynaklanan erken atıştır. Üst odacıklar, kalbin kana ilk olarak dolduğu küçük bölmelerdir. Buradan çıkan erken sinyal genel olarak daha sessiz kalır ve birçok hasta hiç fark etmez.
VES (ventriküler ekstrasistol), kalbin alt odacıklarından kaynaklanan erken atıştır. Alt odacıklar, kanı vücuda pompalayan büyük bölmelerdir. Buradan çıkan erken atış daha güçlü hissedilir. Hasta çoğu zaman bu türü tarif eder. Ekstrasistollerin “duyulması” daha çok VES’lerde olur.
İki tür arasındaki ayrım EKG ile yapılır. EKG, kalbin elektriksel etkinliğini bir kayda dönüştüren basit ve ağrısız bir testtir. Bu kayıt, erken atışın kalbin neresinden çıktığını gösterir.
Neden olur?
Ekstrasistoller son derece yaygındır. Sağlıklı insanların büyük bölümünde günde birkaç tane görülebilir; çoğu zaman fark bile edilmez. Yani ekstrasistol, çoğu durumda kalbin hasta olduğu anlamına gelmez.
Bazı durumlar erken atışların sıklığını artırır. Kafein, çay, çikolata, alkol ve sigara önde gelen tetikleyicilerdir. Uykusuzluk, yorgunluk, stres ve heyecan da kalbin elektrik sistemini hassaslaştırır. Tiroid bezinin fazla çalışması, kansızlık ve elektrolit bozuklukları (özellikle kanda potasyum ve magnezyum düşüklüğü) erken atışlara zemin hazırlar. Bazı ilaçlar da yan etki olarak ekstrasistole yol açabilir.
Bunların hiçbiri olmadan da erken atış görülebilir. Bazı kişilerde kalbin elektrik sistemi doğuştan biraz daha duyarlıdır ve nedeni belli olmadan ekstrasistoller ortaya çıkar. Bu durum yaşam boyu sürebilir ama çoğu zaman zararsızdır.
Belirgin bir kalp hastalığı olan kişilerde ise ekstrasistollerin sıklığı ve önemi farklı değerlendirilir. Geçirilmiş kalp krizi, kalp yetersizliği ya da kalp kası hastalıkları varsa erken atışlar daha titiz incelenir.
Belirtileri nelerdir?
Pek çok kişi ekstrasistolünün varlığından habersizdir. Bu kişilerde durum tesadüfen yapılan bir kalp filmi ya da Holter sırasında saptanır.
Belirti veren hastalarda en sık şikayet “kalbimde tekleme oluyor”, “bir an duruyor sonra güçlü atıyor” ya da “göğsümde takılma hissi var” şeklindedir. Bazı hastalar bunu öksürme isteği, boğazda hafif bir sıkışma ya da göğüste rahatsız edici bir his olarak da tarif eder.
Erken atışlar genellikle dinlenme halindeyken, özellikle yatınca ya da sessiz ortamlarda daha belirgin hissedilir. Bunun nedeni vücudun gevşemesi ve kalbin atışlarına olan farkındalığın artmasıdır. Gün içinde hareket halindeyken aynı atışlar fark edilmeyebilir.
Eğer ekstrasistollere baş dönmesi, bayılma hissi, nefes darlığı ya da göğüs ağrısı eşlik ediyorsa durum farklı değerlendirilir. Bu belirtiler basit bir ekstrasistolün ötesinde bir sorun olabileceğini düşündürür.
Tehlikeli midir?
Ekstrasistollerin büyük çoğunluğu zararsızdır ve hayatı tehdit etmez. Kalbi yormaz, ömrü kısaltmaz, kalp krizine yol açmaz. Yani sadece “ekstrasistolüm var” demek tek başına bir tehlike anlamına gelmez.
Ancak iki durumda daha dikkatli bakılması gerekir. Birincisi, erken atışların sayısı çok yüksekse. Günde 10.000’in üzerinde VES görülen kişilerde, uzun yıllar içinde kalp kasının pompalama gücü etkilenebilir. Bu nedenle yüksek sayıdaki VES’ler düzenli takip edilir ve gerektiğinde tedavi edilir. İkincisi, kişide önceden bilinen bir kalp hastalığı varsa. Geçirilmiş kalp krizi ya da kalp yetersizliği zemininde gelişen ekstrasistoller daha ciddiye alınır.
Bu yüzden ekstrasistolün tehlikeli olup olmadığı sorusunun tek bir cevabı yoktur; sayı, tür ve kişinin kalp yapısı birlikte değerlendirilir.
Tanı nasıl konur?
Tanı için kullanılan ana yöntemler EKG ve Holter’dir. EKG kısa süreli bir kayıttır; sadece çekildiği anda olan atışları gösterir. Atak nadirse EKG sırasında yakalanmayabilir.
Bu yüzden ekstrasistol değerlendirmesinde Holter daha önemlidir. Holter, hastaya 24 ile 48 saat boyunca takılan ve her kalp atışını kaydeden küçük bir cihazdır. Hasta cihazı evine götürür, normal hayatına devam eder. Kayıt sonunda toplam atış sayısı içinde kaç tane ekstrasistol olduğu belirlenir. Bu sayı, tedavi kararını yönlendiren en önemli verilerden biridir.
Bazı durumlarda ekokardiyografi de yapılır. Ekokardiyografi, ses dalgalarıyla kalbin yapısını gösteren bir görüntüleme yöntemidir. Bu test ile kalbin yapısal olarak sağlam olup olmadığı anlaşılır. Kan tetkikleriyle tiroid hormonları, kansızlık ve elektrolit düzeyleri de değerlendirilir.
Sayılar ne anlama geliyor?
Holter raporunda “günde 200 VES” ya da “günde 12.000 VES” gibi sayılar yazar. Bu sayılar hastayı çoğu zaman kaygılandırır. Oysa rakamların anlamı türüne ve kişiye göre değişir.
Genel bir yaklaşımla; günde toplam atışın yüzde birinin altında ekstrasistol olması (yani günde yaklaşık 1000’in altı) düşük yoğunluk olarak kabul edilir. Yüzde 1 ile yüzde 10 arası orta yoğunluk, yüzde 10’un üzeri yüksek yoğunluktur. Yüksek yoğunluktaki VES’ler özel bir takip ve gerekirse tedavi gerektirir.
Bu sınırlar tek başına yeterli değildir. Hastanın belirtileri, kalbin yapısı ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilir. Yani aynı sayı bir kişide hiçbir şey gerektirmezken, başka bir kişide tedavi nedeni olabilir.
Tedavi yaklaşımı
Belirti vermeyen ve sayısı az olan ekstrasistollerde tedavi gerekmez. Kafein, alkol ve uykusuzluk gibi tetikleyicilerin azaltılması çoğu hastada yakınmayı belirgin biçimde düşürür. Hastaya durumun zararsız olduğunun anlatılması bile rahatlama sağlar; çünkü çoğu kez asıl rahatsız edici olan ekstrasistolün kendisi değil, yarattığı kaygıdır.
Belirti veren ya da yaşam kalitesini bozan ekstrasistollerde ilaç tedavisi düşünülebilir. Beta blokerler en sık kullanılan ilaçlardır. Beta blokerler kalbin elektrik sistemini sakinleştirir ve erken atışların sıklığını azaltır. İlaca rağmen yakınma sürerse ya da ilaç uygun değilse başka ritim düzenleyici ilaçlar gündeme gelebilir.
Sayısı çok yüksek olan ve özellikle kalp pompalama gücünü etkilemeye başlayan VES’lerde kateter ablasyonu yapılabilir. Ablasyon, erken atışın çıktığı küçük bölgenin enerjiyle susturulduğu işlemdir. Damardan ince bir kateter kalbe ulaştırılır. Erken sinyalin çıktığı nokta haritalanır ve o noktaya verilen kısa süreli enerjiyle bölge etkisiz hale getirilir. VES ablasyonu deneyimli ellerde yüksek başarı oranı sunar.
Eşlik eden bir durum varsa öncelikle o ele alınır. Tiroid sorunu varsa düzenlenir. Kansızlık varsa giderilir. Elektrolit bozukluğu varsa düzeltilir. Bu adımlar bile çoğu zaman ekstrasistollerin sayısını belirgin şekilde azaltır.
Yaşam tarzı önerileri
Kahve, çay, enerji içeceği ve kola gibi kafein içeren ürünler birçok hastada belirgin tetikleyicidir. Bu ürünleri sınırlamak ya da bir süreliğine kesmek kolayca fark edilebilir bir azalma sağlar. Alkol ve sigara da benzer şekilde erken atışları artırır.
Uyku düzeninin oturmuş olması önemlidir. Uykusuz geçen bir geceden sonra ekstrasistollerin sıklaştığını söyleyen pek çok hasta vardır. Düzenli ve yeterli uyku kalbin elektrik sisteminin daha dengeli çalışmasını sağlar.
Stres yönetimi de önemli bir başlıktır. Yoğun stres dönemlerinde erken atışların arttığı bilinir. Düzenli yürüyüş, nefes egzersizleri ve gevşeme yöntemleri bu konuda yardımcı olur.
Düzenli, ölçülü egzersiz çoğu hastada ekstrasistolleri azaltır. Ancak çok ağır egzersiz bazı kişilerde tetikleyici olabilir. Spor programının türüne ve yoğunluğuna karar verirken hekim görüşü almak doğru olur.
Hangi durumlarda hekime ulaşılmalı?
Daha önce ekstrasistol tanısı almış biri için yakınmaların belirgin biçimde artması, yeni ortaya çıkan baş dönmesi, bayılma hissi, nefes darlığı ya da göğüs ağrısı eşlik etmesi durumunda kontrol gerekir. Erken atış arada bir hissedilen tek bir tekleme olmaktan çıkıp uzun süreli, yoğun ve günlük yaşamı bozar hale geliyorsa da değerlendirme önerilir.
Bilinen bir kalp hastalığı olan kişilerde her yeni başlayan ekstrasistol şikayeti basit kabul edilmemelidir. Aile öyküsünde genç yaşta ani ölüm bulunan kişilerde de ekstrasistol değerlendirmesi titizlikle yapılmalıdır.