Kalp, kendi içindeki elektrik sistemi sayesinde düzenli ve koordineli şekilde çalışır. Bu sistem normalde kalbin kulakçıklarından başlayarak karıncıklara doğru düzenli sinyaller üretir ve kalp atışlarını oluşturur. Atriyal fibrilasyonda ise bu düzen bozulur. Kalbin kulakçıkları, düzenli kasılmak yerine çok hızlı ve düzensiz şekilde (dakikada 300-600 kez) titreşir. Bu durum kalp ritminin düzensizleşmesine ve kalbin verimli çalışamamasına yol açar.
Çarpıntı, çabuk yorulma, nefes darlığı veya performans düşüklüğü yaşıyorsanız atriyal fibrilasyonunuz olabilir. Bazı hastalar ise uzun süre hiçbir belirti yaşamayabilir. Atriyal fibrilasyon ileri yaşta daha sık görülse de her yaşta karşılaşılabilir. Kalp odacıklarında kan birikmesine neden olabilir ve biriken kan pıhtı oluşturarak inmeye yol açabilir.
- Atriyal Fibrilasyon Nedir?
- Atriyal Fibrilasyon Neden Önemlidir?
- Atriyal Fibrilasyon Belirtileri
- Atriyal Fibrilasyon Neden Olur?
- Atriyal Fibrilasyon Tipleri
- Atriyal Fibrilasyon Tanısı
- Atriyal Fibrilasyon ve İnme Riski
- Atriyal Fibrilasyon Tedavisi
- Atriyal Fibrilasyonda Beslenme
- Atriyal Fibrilasyonda Egzersiz
- Atriyal Fibrilasyon Riskleri ve Komplikasyonları
- Atriyal Fibrilasyon Önlenebilir mi?
- Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
- Sık Sorulan Sorular
Atriyal Fibrilasyon Nedir?
Atriyal fibrilasyon (AF), kalbin kulakçıklarının (atriyumların) düzenli kasılamadığı, bunun yerine hızlı ve düzensiz elektriksel aktivitelerin oluştuğu bir kalp ritim bozukluğudur. Bu düzensiz elektriksel aktivite, kalbin alt odacıklarına da düzensiz sinyaller iletilmesine neden olur ve kalp atışları düzensiz hale gelir.
Atriyal fibrilasyon, en sık görülen kalıcı ritim bozukluğudur ve özellikle ileri yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Tedavi edilmediğinde hem yaşam kalitesini düşürür hem de ciddi komplikasyonlara yol açabilir.
Atriyal Fibrilasyon Neden Önemlidir?
Atriyal fibrilasyonda kalbin kulakçıkları etkili şekilde kasılamadığı için, kulakçıklar içinde kan göllenmesi oluşabilir. Bu durum pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Oluşan pıhtılar dolaşıma karışarak beyne gidebilir ve inmeye yol açabilir.
Ayrıca uzun süre kontrolsüz kalan atriyal fibrilasyon, kalp hızının sürekli yüksek seyretmesine bağlı olarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Bu nedenle atriyal fibrilasyon yalnızca bir çarpıntı sorunu değil, sistemik sonuçları olan ciddi bir hastalıktır.
Atriyal Fibrilasyon Belirtileri
Her hastada farklı görülür. Bazıları hiç şikayet duymaz ve rutin kontrolde öğrenir. Bazıları ise günlük yaşamı etkileyen belirgin belirtiler yaşar. Belirtiler sürekli olabileceği gibi, gidip gelen ataklar şeklinde de kendini gösterir.
Çarpıntı en sık görülen atriyal fibrilasyon belirtisidir. Kalbinizi hızlı, güçlü veya düzensiz atıyormuş gibi hissedersiniz. Göğsünüzde rahatsızlık, huzursuzluk veya hafif bir baskı hissi olabilir. Yorgunluk ve halsizlik özellikle eforla artar. Nefes darlığı, merdiven çıkarken veya yürürken kendinizi daha çabuk yorgun hissettirmenize neden olur. Baş dönmesi, sersemlik hatta bayılma görülebilir. Bazı hastalarda egzersiz kapasitesi belirgin şekilde azalır.
En sık görülen belirtiler şunlardır:
- Çarpıntı (düzensiz ve hızlı kalp atımı hissi)
- Çabuk yorulma
- Nefes darlığı
- Göğüste rahatsızlık hissi
- Baş dönmesi veya sersemlik
- Performans ve efor kapasitesinde azalma
- Kaygı hissi
Atriyal Fibrilasyon Neden Olur?
AF’ye yol açan tek bir neden yoktur. Genellikle kalbin elektrik sistemini bozan birden fazla faktör bir araya gelir. En başta yüksek tansiyon gelir. Uzun yıllardır kontrolsüz seyreden tansiyon kalp odacıklarını zorlar ve elektrik sistemini bozar. Kalp kapak hastalıkları, özellikle mitral kapakta sorun varsa AF riski artar.
Koroner arter hastalığı ve kalp krizi geçirmiş olmak kalbinizin yapısını değiştirerek AF’ye zemin hazırlar. Kalp yetmezliği varsa, zaten zayıflamış kalbiniz daha kolay ritim bozukluğuna girer. Kalp kasında kalınlaşma, doğuştan kalp hastalıkları da elektrik sistemini etkiler.
Kalp dışı nedenler de önemlidir. Tiroid bezinin aşırı çalışması metabolizmanızı hızlandırır ve kalp ritmini bozabilir. Uyku apnesi gece boyunca kalbinizi strese sokar. Akciğer hastalıkları, özellikle KOAH, kalbi dolaylı yoldan etkiler. Aşırı alkol tüketimi “tatil kalbi sendromu” denilen ani AF ataklarına neden olabilir. Obezite, diyabet ve bazı enfeksiyonlar da risk yaratır.
Başlıca nedenler şunlardır:
- Yüksek tansiyon (en yaygın neden)
- Kalp damarlarında tıkanıklık
- Kalp kapak hastalıkları
- Kalp yetmezliği
- Geçirilmiş kalp krizi
- Tiroid bezinin aşırı çalışması
- Uyku apnesi
- Aşırı alkol tüketimi
- Obezite
- Diyabet
- Kronik akciğer hastalıkları
- İleri yaş
- Kalp ameliyatı sonrası
- Aile öyküsü
Bazı hastalarda ise hiçbir neden bulunamaz. Buna “yalnız AF” denir ve genellikle genç hastalarda görülür.
Atriyal Fibrilasyon Tipleri
AF’nin süresi ve seyri farklılık gösterir. Hangi tipte olduğunuz tedavi yaklaşımını ve izlemi belirler.
Paroksismal (Aralıklı) Atriyal Fibrilasyon: Bu tipte ritim bozukluğu ataklar halinde gelir. Ataklar aniden başlar ve genellikle 48 saat içinde kendiliğinden düzelir. Bazı durumlarda bu süre bir haftaya kadar uzayabilir. Atak bittiğinde kalbiniz tamamen normal çalışma düzenine geri döner. Bu evre genellikle tedaviden en iyi sonuç alınan dönemdir.
Persistan (Israrcı) Atriyal Fibrilasyon: Kalp ritminin bir haftadan uzun süre düzelmediği durumdur. Bu aşamada ritim bozukluğu kendi kendine geçmez. Kalbinizi normal düzenine döndürmek için ilaç tedavisi veya elektrik şoku gibi müdahaleler uygulanması gerekebilir.
Uzun Süreli Persistan Atriyal Fibrilasyon: Ritim bozukluğunun aralıksız olarak bir yıldan fazla sürmesidir. Bu aşamada kalbin normal ritmine döndürülmesi daha zordur. Ancak ablasyon veya şok tedavisi gibi yöntemlerle ritmi düzeltme şansı hala mevcuttur.
Kalıcı Atriyal Fibrilasyon: Kalp ritminin artık normale döndürülemediği veya hastanın durumuna göre döndürülmesine gerek duyulmayan evredir. Bu durumda tedavide ana hedef ritmi düzeltmek değildir. Bunun yerine kalp hızını kontrol altında tutmak ve pıhtı oluşumunu engellemek öncelikli hale gelir.
Atriyal Fibrilasyon Tanısı
Çarpıntı, yorgunluk veya nefes darlığı gibi şikayetleriniz varsa hekiminiz öncelikle kalp ritmini değerlendirir. Muayenede kalp atışlarınızı dinler, nabzınızı kontrol eder ve şikayetleriniz hakkında detaylı sorular sorar.
EKG en önemli tanı testidir. Kalbinizin elektriksel aktivitesini kaydeder ve AF varsa hemen görülür. Ancak gidip gelen AF’de normal EKG çıkabilir. Bu durumda 24-48 saat boyunca taşınabilir bir EKG cihazı takılır (Holter monitörizasyonu). Günlük aktivitelerinize devam ederken cihaz kalp ritmini kaydeder. Daha uzun süreli kayıt için event monitör kullanılabilir. Bu cihazı haftalarca veya aylarca taşırsınız ve sadece belirti hissettiğinizde butona basarak kayıt yaparsınız.
Kalp ultrasonu (ekokardiyografi) kalbinizin yapısını, boyutlarını, kapakların durumunu ve pompalama gücünü gösterir. Ayrıca kalp odacıklarında pıhtı olup olmadığını kontrol eder. Kan testleri ile tiroid hormonları, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, elektrolit düzeyleri ölçülür. Göğüs röntgeni ile kalp boyutları ve akciğerlerdeki sıvı birikimi değerlendirilir.
Atriyal Fibrilasyon ve İnme Riski
AF’nin en ciddi komplikasyonu inmedir. AF olan kişilerde inme riski 5 kat daha fazladır. Kalp odacığında oluşan pıhtı koparak beyin damarlarına gider. Pıhtı beyin damarını tıkadığında beyin dokusu oksijensiz kalır ve hızla hasar görür.
İnme belirtileri ani gelişir. Yüzde asimetri veya kayma, kolda veya bacakta güçsüzlük (genellikle tek taraflı), konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, şiddetli baş ağrısı, denge ve yürüme bozukluğu görülür. Bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz vakit kaybetmeden 112’yi arayın. İnmede “zaman beyin demektir.” Erken müdahale kalıcı hasarı önleyebilir veya azaltabilir.
Atriyal Fibrilasyon Tedavisi
Atriyal fibrilasyon tedavisinin üç temel hedefi vardır. Kalp hızını kontrol altına almak, ritmi düzeltmek veya korumak ve inme riskini azaltmak. Tedavi planı yaşınıza, genel sağlık durumunuza, AF türünüze ve diğer hastalıklarınıza göre oluşturulur. Her hastada aynı tedavi yaklaşımı uygulanmaz.
Tedavide amaç yalnızca çarpıntıyı geçirmek değil, uzun vadede kalp yetmezliği ve inme gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmektir.
Kalp Hızının Kontrol Altına Alınması (Hız Kontrolü)
Atriyal fibrilasyonda kalp hızı çoğu zaman normalin üzerine çıkar. Kalbin uzun süre hızlı çalışması, zamanla kalp kasını yorar ve kalp yetmezliğine yol açabilir. Bu nedenle tedavinin ilk basamaklarından biri kalp hızının güvenli sınırlar içinde tutulmasıdır.
Hız kontrolünde kullanılan ilaçlar, kalbin alt odacıklarının daha yavaş ve düzenli çalışmasını sağlar. Bu sayede çarpıntı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikâyetler azalır. Hız kontrolü özellikle uzun süredir devam eden veya kalıcı atriyal fibrilasyonu olan hastalarda tercih edilen bir yaklaşımdır.
Bazı hastalarda kalp hızı ilaçlara rağmen kontrol altına alınamazsa, daha ileri tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.
Kalp Ritminin Düzeltilmesi ve Korunması (Ritim Kontrolü)
Ritim kontrolü, kalbi tekrar normal sinüs ritmine döndürmeyi ve bu ritmi korumayı hedefler. Özellikle genç hastalarda, yeni başlamış atriyal fibrilasyonda veya belirgin şikâyetleri olan hastalarda ritim kontrolü ön planda düşünülür.
Ritim kontrolünde farklı yöntemler kullanılabilir:
- İlaçla Ritim Kontrolü, bazı ilaçlar kalbin normal ritmini yeniden kazanmasına veya bu ritmi korumasına yardımcı olabilir. Bu ilaçlar her hastada aynı etkiyi göstermeyebilir ve düzenli takip gerektirir.
- Kardiyoversiyon, kalbin kısa süreli kontrollü bir elektriksel şok ile normal ritme döndürülmesi işlemidir. Genellikle hastanede, kısa süreli sedasyon altında uygulanır. Kardiyoversiyon sonrası ritmin korunması için ilaç tedavisi gerekebilir.
- AF Ablasyon Tedavisi, atriyal fibrilasyona neden olan anormal elektriksel odakların özel kateterlerle etkisiz hale getirilmesini amaçlayan girişimsel bir tedavidir. İlaç tedavisine rağmen ritmi kontrol altına alınamayan veya ilaç kullanmak istemeyen hastalarda etkili bir seçenektir. Uygun hastalarda uzun dönem ritim kontrolü sağlayabilir.
Ritim kontrolü her hastada zorunlu değildir. Bazı hastalarda hız kontrolü ile yaşam kalitesi yeterince iyileşebilir.
İnme Riskinin Azaltılması (Kan Sulandırıcı Tedavi)
Atriyal fibrilasyon tedavisinin en kritik basamağı inme riskinin değerlendirilmesi ve azaltılmasıdır. Atriyal fibrilasyonda kulakçıklar etkili kasılamadığı için kalp içinde pıhtı oluşma riski artar. Bu pıhtılar beyne giderek inmeye yol açabilir.
İnme riski, hastanın yaşı ve ek hastalıklarına göre hesaplanır. Risk yüksek olan hastalarda kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar pıhtı oluşumunu engelleyerek inme riskini belirgin şekilde azaltır.
Kan sulandırıcı tedavi, çoğu zaman uzun süreli hatta ömür boyu gerekebilir. Tedavinin yararı, olası kanama riskleriyle birlikte değerlendirilir ve düzenli takip gerektirir.
Bazı hastalarda, kan sulandırıcı kullanılamıyorsa veya ciddi kanama riski varsa alternatif girişimsel yöntemler gündeme gelebilir.
Sol Atriyal Apandiks (LAA) Kapatma Tedavisi
Atriyal fibrilasyonda inme riskinin temel nedeni, kalbin sol kulakçığında yer alan sol atriyal apandiks (LAA) adı verilen küçük kesecik içinde pıhtı oluşmasıdır. Atriyal fibrilasyon sırasında bu bölgede kan akımı yavaşlar ve pıhtı oluşumu kolaylaşır. Yapılan çalışmalar, AF’ye bağlı pıhtıların büyük çoğunluğunun bu bölgeden kaynaklandığını göstermiştir.
LAA kapatma tedavisi, sol atriyal apendiksin özel bir cihazla kapatılarak dolaşımdan izole edilmesini amaçlayan girişimsel bir yöntemdir. Amaç, pıhtının buradan dolaşıma karışmasını engelleyerek inme riskini azaltmaktır.
Altta Yatan Nedenlerin Tedavisi
Atriyal fibrilasyon çoğu zaman tek başına ortaya çıkmaz. Yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kapak hastalıkları, tiroid bozuklukları, obezite ve uyku apnesi gibi durumlar AF’nin hem ortaya çıkmasında hem de tekrarlamasında önemli rol oynar.
Bu nedenle başarılı bir AF tedavisi için:
- Tansiyonun kontrol altına alınması
- Kilo yönetimi
- Uyku apnesinin tedavisi
- Alkol tüketiminin sınırlandırılması
- Eşlik eden kalp hastalıklarının uygun şekilde tedavi edilmesi
büyük önem taşır. Altta yatan sorunlar düzeltilmeden yapılan ritim veya hız kontrolü çoğu zaman kalıcı olmaz.
Atriyal Fibrilasyonda Beslenme
Beslenmeniz kalp sağlığınızı doğrudan etkiler. Sağlıklı beslenme AF atakalarını azaltabilir ve tedavinin etkinliğini artırabilir.
Aşırı tuz tansiyonunuzu yükseltir ve AF riskini artırır. Günlük tuz tüketiminizi 5 gramın altında tutmaya çalışın. Hazır gıdalar, konserveler ve işlenmiş etler yüksek tuz içerir, bunlardan kaçının.
Alkol AF’nin en bilinen tetikleyicilerinden biridir. Aşırı alkol tüketimi sonrası AF atağı başlayabilir, buna “tatil kalbi sendromu” denir. Mümkünse alkolü tamamen bırakın. Kafein de bazı kişilerde çarpıntıyı tetikleyebilir, kendinizi gözlemleyin.
Zeytinyağı, balık, sebze, meyve, tam tahıl ve kuruyemiş ağırlıklı Akdeniz diyeti kalp sağlığını destekler. Doymuş yağlar ve trans yağlardan uzak durun. Magnezyum ve potasyum kalp ritminin düzenlenmesinde önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, muz, avokado ve tam tahıllar iyi kaynaklardır.
Warfarin kullanıyorsanız dikkat edin. K vitamini içeriği yüksek besinlerin (ıspanak, marul, brokoli, lahana) tüketimini dengeli tutmalısınız. Tamamen kesmenize gerek yok ancak tüketiminizi günden güne çok değiştirmeyin, çünkü bu ilacın etkisini değiştirir.
Atriyal Fibrilasyonda Egzersiz
Düzenli egzersiz genel sağlığınızı iyileştirir, kilo kontrolünü sağlar ve AF riskini azaltabilir. Ancak aşırı şiddetli egzersiz bazı kişilerde AF’yi tetikleyebilir.
Haftada 150 dakika orta şiddette egzersiz (tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme) önerilir. Egzersiz sırasında konuşabilecek kadar nefes alabiliyorsanız doğru tempoda demektir. Ani, çok şiddetli egzersizlerden kaçının. Maratoncular ve triatloncular gibi uzun süreli dayanıklılık sporcularında AF riski artar.
Eğer uzun süredir hareketsiz bir yaşam sürdürüyorsanız, yavaş başlayın. İlk haftalarda 10-15 dakikalık yürüyüşlerle başlayıp kademeli olarak artırın. Hekiminizle görüşerek sizin için güvenli egzersiz seviyesini belirleyin. Egzersiz sırasında çarpıntınız artıyorsa, göğüs ağrısı, aşırı nefes darlığı veya baş dönmesi hissediyorsanız hemen durun ve dinlenin.
Atriyal Fibrilasyon Riskleri ve Komplikasyonları
AF tedavi edilmediğinde veya kontrol altına alınmadığında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. İnme en tehlikeli olanıdır ve risk 5 kat artar. Yaş, cinsiyet, tansiyon, diyabet, kalp yetmezliği ve önceki inme öyküsü riski etkiler.
AF uzun süre devam ederse kalbiniz zayıflayabilir ve kalp yetmezliği gelişebilir. Mevcut kalp yetmezliği varsa AF bunu daha da kötüleştirir. Beyne giden kan akımındaki düzensizlik, bilişsel işlevlerde azalmaya ve demans riskinde artışa yol açabilir. Son araştırmalar AF ile demans arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermektedir.
Kalbin vücuda yeterli kan pompalayamaması böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Zamanla böbrek yetmezliği gelişebilir. Sürekli yorgunluk, çarpıntı, kaygı ve aktivite kısıtlaması günlük yaşam kalitenizi önemli ölçüde düşürür.
Atriyal Fibrilasyon Önlenebilir mi?
AF’yi tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da risk faktörlerini kontrol ederek olasılığı önemli ölçüde azaltabilirsiniz.
Yüksek tansiyon AF’nin en önemli risk faktörlerinden biridir. Düzenli ölçüm yaptırın, ilaçlarınızı aksatmayın ve hedef değerlerde tutun. Obezite hem AF riskini artırır hem de tedaviyi zorlaştırır. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizle ideal kilonuzu koruyun. Kilo vermek AF atakalarını azaltabilir.
Sigara kalp ve damar sağlığınıza ciddi zarar verir. Sigarayı bırakmak AF riskini azaltır ve genel kalp sağlığınızı iyileştirir. Aşırı alkol AF’nin bilinen bir tetikleyicisidir. Alkolü en aza indirin veya tamamen bırakın. Şeker hastalığınız varsa kan şekerinizi düzenli ölçün ve hedef aralıkta tutun. Diyabet kalp sağlığını olumsuz etkiler.
Uyku apnesi AF riskini önemli ölçüde artırır. Tedavi ile hem AF riski azalır hem de mevcut AF daha kolay kontrol altına alınır. CPAP cihazı kullanımı yaşam kurtarıcı olabilir. Kronik stres AF’yi tetikleyebilir. Yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini deneyin. Düzenli uyku ve yeterli dinlenme de önemlidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?
Göğüs ağrısı (kalp krizi olasılığı), nefes alamama, bayılma, ani başlayan şiddetli çarpıntı, konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük görürseniz vakit kaybetmeden 112’yi arayın. Bu durumlar acil müdahale gerektirir.
İlk kez çarpıntı hissediyorsanız, çarpıntınız sık tekrarlıyorsa, yorgunluk ve halsizlik artıyorsa, nefes darlığı gelişiyorsa, baş dönmesi veya bayılacak gibi olma hissi varsa en kısa sürede hekime başvurun. Erken tanı tedavi başarısını artırır.
AF tanınız varsa hekiminizin önerdiği aralıklarla kontrole gidin. İlaçlarınızı düzenli kullanın, yan etki şüphesi durumunda hekiminize bildirin. Düzenli takip komplikasyonları önler.
Sık Sorulan Sorular
AF olduğunda her zaman felç geçirme riski var mıdır?
Risk her hasta için farklıdır. Ancak önerilen kan sulandırıcı ilaçları düzenli kullanırsanız bu riski çok büyük oranda azaltabilirsiniz.
Atriyal fibrilasyon zamanla ilerler mi?
Evet, atriyal fibrilasyon genellikle tedavi edilmediğinde ilerleme eğilimi gösterir. Başlangıçta sadece kısa süreli ve aralıklı görülen ataklar zaman geçtikçe daha sık ve uzun süreli hale gelebilir. Eğer müdahale edilmezse hastalık kalıcı bir forma dönüşebilir. Bu nedenle erken dönemde tedaviye başlamak kalbinizin yapısını korumak açısından çok önemlidir.
Atriyal fibrilasyon ile normal bir hayat sürmek mümkün mü?
Kesinlikle mümkündür. Doğru bir tedavi planı ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde çoğu hasta aktif ve sağlıklı bir yaşam sürer. Burada en önemli nokta önerilen ilaçları aksatmadan kullanmanız ve düzenli kontrollerinize gitmenizdir. Sağlıklı alışkanlıklar edinerek bu durumla uyum içinde yaşayabilirsiniz.
Atriyal fibrilasyon yaşam süresini etkiler mi?
Kontrol altında tutulan atriyal fibrilasyonda yaşam süresi normale oldukça yakındır. Ancak tedavi ihmal edilirse felç veya kalp yetmezliği gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu komplikasyonlar yaşam süresini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden düzenli takip ve pıhtı önleyici tedavi hayat kurtarıcı bir role sahiptir.
Atriyal fibrilasyon sırasında nabız kaç olur?
AF atağı sırasında nabzınız genellikle dakikada 100 ile 175 arasında ölçülür. Bazı durumlarda bu sayı daha da yükselebilir. AF hastalarında nabzın en belirgin özelliği düzensiz olmasıdır. Yani bazı atışlar arasındaki süre çok kısayken bazıları daha uzun olabilir. Bu karmaşık ve düzensiz atışlar atriyal fibrilasyonun en tipik özelliğidir.
Kalp hızımı evde nasıl takip edebilirim?
Koldan ölçüm yapan tansiyon aletleri veya akıllı saatler nabzınızı görmenizi sağlar. Ancak en doğru sonuç için bileğinizden nabzınızı elle saymayı öğrenmeniz faydalıdır.
İlaçlarımı ne kadar süre kullanmalıyım?
Ritim bozukluğu kalıcı hale geldiyse veya risk faktörleriniz devam ediyorsa ilaçlarınızı uzun süreli hatta ömür boyu kullanmanız gerekebilir. İlaçlarınızı danışmadan asla bırakmamalısınız.
AF hastaları ameliyat olabilir mi?
Evet, olabilir. Ameliyat öncesinde kan sulandırıcı ilaçlarınızın durumu ve kalp hızınız kontrol edilerek gerekli önlemler alınır.
Sol atriyal apendiks kapama sonrası kan sulandırıcıyı bırakabilir miyim?
Bu işlemin temel amacı kan sulandırıcı ilaç kullanımını güvenle sonlandırmaktır. İşlemden bir süre sonra yapılan kontrollerle pıhtı riskinin ortadan kalktığı teyit edilir ve genellikle güçlü kan sulandırıcı ilaçlara veda edilebilir.
Atriyal fibrilasyon olan hastalar nelere dikkat etmelidir?
İlaçlarını düzenli kullanmalı, tansiyonunu kontrol altında tutmalı, alkol ve kafeini sınırlamalıdır. Düzenli egzersiz yapmalı ancak aşırı şiddetli aktivitelerden kaçınmalıdır. Stres yönetimi önemlidir. Warfarin kullanıyorsa K vitamini alımına dikkat etmelidir. Düzenli hekim kontrollerine gitmelidir.
Atriyal fibrilasyon tamamen iyileşir mi?
AF bazı durumlarda tamamen tedavi edilebilir, özellikle genç hastalarda ve altta yatan neden düzeldiğinde (örneğin tiroid hastalığı tedavi edildiğinde). Ablasyon tedavisi bazı hastalarda kalıcı çözüm sağlayabilir. Ancak çoğu durumda AF kronik bir hastalıktır ve yaşam boyu yönetim gerektirir. Doğru tedavi ile normal bir yaşam sürülebilir.
Atriyal fibrilasyon ölümcül müdür?
AF tek başına genellikle ölümcül değildir. Ancak tedavi edilmezse inme, kalp yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir ve bunlar yaşamı tehdit edebilir. Doğru tedavi ve takip ile AF’li hastalar normal yaşam sürebilir.
AF varken spor yapılabilir mi?
Evet, hatta düzenli egzersiz önerilir. Ancak aşırı şiddetli ve uzun süreli dayanıklılık sporları (maraton, triatlon) bazı kişilerde AF’yi tetikleyebilir. Orta şiddette egzersizler (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) genellikle güvenlidir. Egzersiz programınızı hekiminizle görüşerek belirleyin.
Kan sulandırıcı kullanırken nelere dikkat etmeliyim?
Düzenli ilaç kullanımı çok önemlidir. Doz atlamayın. Yeni bir ilaç başlamadan önce mutlaka hekiminize danışın (aspirin, ağrı kesiciler dahil). Kanama belirtilerine (ağızda, burunda, idrarda, dışkıda kanama, ciltte morarmalar) dikkat edin. Düşme riskini azaltın. Warfarin kullanıyorsanız düzenli INR takibini aksatmayın.
Referans: Atrial Fibrillation





